
İçerik
Güneş Enerjisi Sistemlerinde Aşırı Gerilim Koruması: Neden Vazgeçilmezdir?
Küresel enerji dönüşümünün öncüsü olan güneş enerjisi, temiz, sürdürülebilir ve ekonomik faydalarıyla geleceğin enerji kaynağı olma potansiyelini taşımaktadır. Ancak bu değerli sistemlerin uzun ömürlü, verimli ve güvenli bir şekilde çalışabilmesi için dış etkenlere karşı korunması büyük önem arz etmektedir. Özellikle aşırı gerilimler, güneş enerjisi sistemleri için görünmez ancak yıkıcı bir tehdit oluşturabilir. Bu yazımızda, güneş enerjisi sistemlerinde aşırı gerilim korumasının neden hayati bir gereklilik olduğunu, nasıl çalıştığını ve SOLANKA olarak bu alanda sunduğumuz çözümleri detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Güneş enerjisi yatırımları, binlerce dolarlık bir maliyetle kurulan ve on yıllarca kesintisiz enerji üretmesi beklenen kompleks sistemlerdir. Bu sistemlerin kalbinde yer alan güneş panelleri, inverterler, lityum (LiFePO4) ve jel aküler gibi kritik bileşenler, hassas elektronik devreler içerir. Herhangi bir aşırı gerilim olayı, bu değerli ekipmanlara geri dönüşü olmayan zararlar verebilir, sistemin tamamen durmasına veya ömrünün kısalmasına yol açabilir. Bu nedenle, projelendirme aşamasından itibaren aşırı gerilim koruması, maliyeti düşürecek ek bir yük olarak değil, yatırımın korunması ve sürdürülebilirliği için olmazsa olmaz bir güvenlik önlemi olarak ele alınmalıdır.
Aşırı Gerilim Nedir ve Güneş Enerjisi Sistemlerini Nasıl Etkiler?
Aşırı gerilim, bir elektrik devresinde veya sisteminde normal çalışma geriliminin aniden ve kısa süreli olarak çok yüksek seviyelere çıkması durumudur. Bu gerilim yükselmeleri milisaniyeler veya mikrosaniyeler gibi çok kısa sürelerde meydana gelir, ancak bu kısa süre bile hassas elektronik cihazlara kalıcı hasar vermek için yeterlidir. Aşırı gerilimler iki ana kategoriye ayrılabilir: geçici (transient) aşırı gerilimler ve sürekli (temporary) aşırı gerilimler. Güneş enerjisi sistemleri için en büyük tehdidi oluşturanlar genellikle geçici aşırı gerilimlerdir ve bu durum halk arasında "yıldırım düşmesi" ile özdeşleştirilse de, başka birçok kaynağı bulunmaktadır.
Aşırı gerilimlerin başlıca kaynakları şunlardır:
- Yıldırım Düşmeleri: En bilinen ve en yıkıcı aşırı gerilim kaynağıdır. Doğrudan yıldırım düşmesi, yakındaki bir noktaya yıldırım düşmesiyle oluşan endüktif veya kapasitif bağlantılar, hatta uzak mesafelerdeki yıldırım düşmelerinin şebeke üzerinden sisteme ulaşmasıyla aşırı gerilimler oluşabilir. Güneş panelleri genellikle açık alanlarda veya çatı üstlerinde konumlandığından yıldırım riskine karşı oldukça savunmasızdır.
- Şebeke Anahtarlama İşlemleri: Elektrik dağıtım şebekelerinde yapılan anahtarlama (açma/kapama) işlemleri, kapasitör banklarının devreye alınması veya çıkarılması, endüktif yüklerin ani değişimi gibi durumlar şebekede gerilim dalgalanmalarına ve aşırı gerilimlere neden olabilir. Şebekeye bağlı (On-Grid) güneş enerjisi sistemleri bu tür dalgalanmalardan doğrudan etkilenebilir.
- Endüstriyel Yüklerin Devreye Girmesi/Çıkması: Büyük motorlar, trafolar veya diğer endüstriyel yüklerin ani olarak devreye alınması veya devreden çıkarılması, yerel elektrik şebekesinde geçici aşırı gerilimlere yol açabilir.
- Elektrostatik Deşarj (ESD): Özellikle kuru iklimlerde veya belirli koşullar altında, statik elektrik birikmesi ve ani deşarjı, hassas elektronik bileşenlere zarar verebilecek aşırı gerilimler oluşturabilir.
Güneş enerjisi sistemlerinde aşırı gerilimlerin neden olduğu etkiler çeşitlidir ve genellikle oldukça maliyetlidir:
- Güneş Panelleri (PV Modüller): Aşırı gerilim, panellerin içerisinde bulunan diyotlara, hücre bağlantılarına veya bypass diyotlarına zarar verebilir. Bu durum, panelin verimliliğini düşürür, kısmi gölgeleme etkisini artırır ve hatta tamamen arızalanmasına neden olabilir. Panelin yalıtım direnci bozulabilir, bu da güvenlik riskleri yaratır.
- İnverterler: Güneş enerjisi sistemlerinin beyni olan inverterler, aşırı gerilimden en çok etkilenen bileşenlerden biridir. DC giriş kartları, AC çıkış kartları, kontrol devreleri ve güç elektroniği elemanları (IGBT'ler, MOSFET'ler) zarar görebilir. Bu durum, inverterin tamamen arızalanmasına, enerji üretiminin durmasına ve yüksek onarım veya değiştirme maliyetlerine yol açar. SOLANKA'nın sunduğu yüksek kaliteli inverterler dahi, uygun koruma olmadan bu risklere açıktır.
- Aküler: Özellikle LiFePO4 ve Jel Aküler gibi depolama sistemleri, aşırı gerilimlerden dolaylı olarak etkilenebilir. Aşırı gerilim, şarj kontrol cihazını veya akü yönetim sistemini (BMS) bozarak akülerin aşırı şarj olmasına, aşırı deşarj olmasına veya hücre dengesizliklerine yol açabilir. Bu da akülerin ömrünü kısaltır ve performansını düşürür.
- Şarj Kontrol Cihazları: Off-grid sistemlerde kritik rol oynayan MPPT şarj kontrol cihazları, panellerden gelen yüksek gerilim darbelerine karşı savunmasızdır. Kontrol devresi veya güç elektroniği elemanları zarar görebilir, bu da akülerin düzgün şarj edilememesine veya sistemin tamamen arızalanmasına neden olur.
- Diğer Elektronik Bileşenler: İzleme sistemleri, sensörler, iletişim modülleri ve diğer yardımcı elektronik cihazlar da aşırı gerilimlerden etkilenebilir. Bu durum, sistemin uzaktan izlenmesini veya kontrolünü imkansız hale getirebilir.
Güneş Enerjisi Sistemlerinde Aşırı Gerilim Korumasının Önemi
Güneş enerjisi sistemleri, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, çeşitli bileşenlerin uyumlu çalışmasıyla enerji üreten entegre yapılardır. Bu entegrasyonun herhangi bir noktasındaki zayıflık, tüm sistemin performansını ve güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Aşırı gerilim koruması, bu zayıflıkları ortadan kaldırarak sistemin genel direncini artıran kritik bir yatırımdır.
Aşırı gerilim korumasının önemi birkaç temel başlık altında toplanabilir:
- Yatırımın Korunması ve Maliyet Tasarrufu: Güneş enerjisi sistemleri önemli bir ilk yatırım gerektirir. Aşırı gerilimler nedeniyle oluşan arızalar, pahalı onarım maliyetleri, yedek parça temini ve işçilik giderleri anlamına gelir. Özellikle inverter gibi ana bileşenlerin değişimi, büyük bir mali külfet yaratabilir. Aşırı gerilim koruma cihazları (SPD'ler) ise bu maliyetlerin çok altında bir yatırım yaparak sistemin ömrünü uzatır ve beklenmedik arıza masraflarının önüne geçer. SOLANKA olarak sunduğumuz ürün yelpazesi, bu tür koruma çözümlerini de kapsayacak şekilde tasarlanmıştır.
- Sistem Güvenilirliği ve Kesintisiz Enerji Üretimi: Bir güneş enerjisi sisteminin en temel amacı, sürekli ve güvenilir bir şekilde elektrik üretmektir. Aşırı gerilim kaynaklı arızalar, sistemin devre dışı kalmasına ve enerji üretiminin durmasına neden olur. Bu durum, özellikle ticari veya endüstriyel uygulamalarda ciddi gelir kaybına yol açabilir. Aşırı gerilim koruması, sistemin çalışma süresini (uptime) maksimize ederek enerji devamlılığını sağlar.
- Can Güvenliği: Aşırı gerilimler sadece ekipmanlara zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda yangın riskini artırır ve elektrik çarpması tehlikesi yaratır. Aşırı gerilimlerin neden olduğu izolasyon arızaları veya kısa devreler, ciddi güvenlik risklerine yol açabilir. Doğru tasarlanmış bir aşırı gerilim koruma sistemi, bu tehlikeleri minimize ederek hem tesisatın hem de işletme personelinin güvenliğini sağlar.
- Yasal Düzenlemelere ve Standartlara Uyum: Birçok ulusal ve uluslararası standart (örneğin IEC 61643 serisi), güneş enerjisi sistemlerinin aşırı gerilimlere karşı korunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu standartlara uyum, sistemin sigorta kapsamını etkileyebilir ve yasal sorumluluklar açısından önemlidir. Profesyonel ve mühendislik tabanlı yaklaşımla tasarlanmış bir koruma sistemi, bu gereklilikleri karşılar.
- Sistem Ömrünün Uzatılması: Küçük çaplı, tekrarlayan aşırı gerilimler dahi, elektronik bileşenlerin zamanla yıpranmasına ve ömrünün kısalmasına neden olabilir. Aşırı gerilim koruma cihazları, bu tür küçük darbeleri de absorbe ederek sistemin genel ömrünü uzatır ve amortisman süresini daha verimli hale getirir.
SOLANKA olarak, müşterilerimizin güneş enerjisi yatırımlarını en üst düzeyde korumayı hedefliyoruz. Bu nedenle, ürün yelpazemizdeki tüm bileşenlerin aşırı gerilim koruma çözümleriyle entegre bir şekilde çalışabileceği sistemler sunmaktayız. Uzman mühendis kadromuz, her projenin özel ihtiyaçlarına göre en uygun aşırı gerilim koruma stratejilerini belirlemektedir.
Aşırı Gerilim Koruma Cihazları (SPD'ler) ve Çalışma Prensibi
Aşırı Gerilim Koruma Cihazları (AGK veya İngilizce adıyla Surge Protective Devices - SPD'ler), bir sistemde normalin üzerinde bir gerilim tespit ettiklerinde devreyi korumak için tasarlanmış cihazlardır. Temel çalışma prensipleri, aşırı gerilim darbesini algılamak ve bu darbeyi hassas ekipmanlardan uzaklaştırarak toprağa güvenli bir şekilde deşarj etmektir. Bunu yaparken, normal çalışma gerilimi altında devreden akım geçirmeyerek sistemin işleyişini aksatmazlar.
SPD'ler genellikle üç ana tipte sınıflandırılır ve güneş enerjisi sistemlerinde her bir tipin belirli bir rolü vardır:
- Tip 1 SPD'ler (Yıldırım Akım Parafudrları): Doğrudan yıldırım deşarjlarına ve yüksek enerji darbelerine karşı ilk koruma katmanını sağlarlar. Genellikle binaların ana giriş panolarına veya yıldırım riski yüksek olan açık alanlardaki PV sistemlerinin ana dağıtım noktalarına monte edilirler. Büyük deşarj kapasitelerine (Iimp) sahiptirler.
- Tip 2 SPD'ler (Aşırı Gerilim Parafudrları): Endüktif kuplaj, anahtarlama işlemleri veya dolaylı yıldırım etkileri gibi daha düşük enerjili ancak daha sık meydana gelen aşırı gerilim darbelerine karşı koruma sağlarlar. Genellikle DC tarafında (PV dizileri ve inverter arasına) ve AC tarafında (inverter çıkışı ve şebeke arasına) kullanılırlar. Nominal deşarj akımı (In) ile karakterize edilirler.
- Tip 3 SPD'ler (Ekipman Koruma Parafudrları): Hassas elektronik ekipmanların hemen önüne monte edilen, düşük enerjili ancak çok hızlı tepki veren koruma cihazlarıdır. Genellikle Tip 1 ve Tip 2 SPD'lerle birlikte kademeli koruma sağlamak amacıyla kullanılırlar.
SPD'lerin içerisinde farklı teknolojiler kullanılmaktadır:
- Metal Oksit Varistörler (MOV): En yaygın kullanılan SPD teknolojisidir. Normal gerilim altında yüksek direnç gösterirler, ancak gerilim belirli bir seviyenin üzerine çıktığında dirençleri aniden düşer ve aşırı akımı toprağa deşarj ederler. Hızlı tepki süreleri ve yüksek enerji absorbe etme kapasiteleri vardır.
- Gaz Deşarj Tüpleri (GDT): Normalde yalıtkan olan, ancak yüksek gerilim uygulandığında gazın iyonize olmasıyla iletken hale gelen cihazlardır. Yüksek akımları taşıyabilirler ancak tepki süreleri MOV'lara göre daha yavaştır. Genellikle Tip 1 SPD'lerde veya MOV'larla birlikte kullanılırlar.
- Spark Gap (Kıvılcım Aralığı): GDT'lere benzer şekilde, belirli bir gerilim seviyesinde hava veya gaz boşluğunda kıvılcım oluşturarak aşırı akımı deşarj ederler. Genellikle çok yüksek yıldırım akımlarına karşı koruma sağlamak için kullanılırlar.
Bir SPD'nin seçiminde dikkate alınması gereken temel parametreler şunlardır:
- Maksimum Sürekli Çalışma Gerilimi (Uc): SPD'nin hasar görmeden sürekli olarak dayanabileceği en yüksek gerilim.
- Gerilim Koruma Seviyesi (Up): SPD'nin aktif hale geçtiğinde terminallerinde oluşmasına izin verdiği maksimum gerilim. Bu değer ne kadar düşükse, koruma o kadar iyidir.
- Nominal Deşarj Akımı (In): SPD'nin 8/20 µs dalga formunda birden fazla kez deşarj edebileceği maksimum darbe akımı.
- Maksimum Deşarj Akımı (Imax): SPD'nin 8/20 µs dalga formunda bir kez deşarj edebileceği maksimum darbe akımı.
- Yıldırım Darbe Akımı (Iimp): Tip 1 SPD'ler için 10/350 µs dalga formunda tek seferlik deşarj kapasitesi.
SOLANKA olarak, sistemlerinizin ihtiyacına uygun, uluslararası standartlara uygun, yüksek kaliteli SPD'lerin seçimi ve doğru entegrasyonu konusunda mühendislik desteği sağlamaktayız. Bu sayede, güneş panellerinizden inverterlerinize kadar tüm değerli ekipmanlarınız güvence altına alınmış olur.
Güneş Enerjisi Sistemlerinde Aşırı Gerilim Korumasının Uygulanması
Güneş enerjisi sistemlerinde aşırı gerilim koruması, sadece tek bir cihazın takılmasıyla sağlanabilecek basit bir işlem değildir. Kapsamlı ve etkili bir koruma, sistemin farklı noktalarında, doğru tipte ve doğru şekilde monte edilmiş SPD'lerin bir kombinasyonunu gerektirir. Bu yaklaşım, "kademeli koruma" olarak bilinir ve her bir SPD katmanı, kendisinden sonraki hassas ekipmanı korumak için bir ön filtre görevi görür.
1. DC Tarafı Koruması (PV Dizileri ve İnverter Arası)
Güneş panelleri, yıldırım düşmelerine ve diğer aşırı gerilim kaynaklarına doğrudan maruz kalabilen en dıştaki bileşenlerdir. Bu nedenle, panellerden gelen DC hatlarının korunması kritik öneme sahiptir.
- Yerleşim: DC tarafı SPD'ler genellikle her bir PV dizisinin (string) veya birleştirici kutusunun (combiner box) çıkışına ve inverterin DC girişine yakın noktalara monte edilir. İdeal olarak, panellerden gelen kabloların invertere ulaşmadan önceki ilk uygun noktasında olmalıdır.
- SPD Tipi: Yıldırım riski yüksek bölgelerde, Tip 1+2 kombine SPD'ler veya ayrı ayrı Tip 1 ve Tip 2 SPD'ler tercih edilebilir. Daha düşük riskli bölgelerde Tip 2 SPD'ler yeterli olabilir.
- Seçim Kriterleri: DC tarafı SPD'ler, PV sisteminin maksimum açık devre gerilimi (Voc) ve maksimum kısa devre akımına (Isc) uygun olarak seçilmelidir. SPD'nin maksimum sürekli çalışma gerilimi (Uc), sistemin maksimum Voc değerinden daha yüksek olmalıdır. Her bir PV dizesi veya birleştirici kutusu için ayrı bir SPD kullanılması, en iyi korumayı sağlar. SOLANKA olarak sunduğumuz güneş panellerinin uzun ömürlü olması için bu koruma katmanı olmazsa olmazdır.
2. AC Tarafı Koruması (İnverter ve Şebeke/Yük Arası)
Şebekeye bağlı güneş enerjisi sistemlerinde inverterin AC çıkışından gelen ve ana dağıtım panosuna bağlanan AC hatlarının korunması gereklidir. Bu hatlar, hem şebekeden gelebilecek aşırı gerilimlere hem de inverterin kendisinde oluşabilecek iç aşırı gerilimlere karşı korunmalıdır.
- Yerleşim: AC tarafı SPD'ler, inverterin AC çıkışına yakın bir noktada ve ana elektrik panosunda, şebeke girişine yakın bir konumda monte edilir.
- SPD Tipi: Genellikle Tip 2 SPD'ler kullanılır. Yıldırım riski yüksek ve şebeke hattının uzun olduğu durumlarda Tip 1+2 kombine SPD'ler tercih edilebilir.
- Seçim Kriterleri: AC tarafı SPD'ler, şebeke gerilimi (faz-nötr ve faz-faz) ve sistemin maksimum akımına uygun olarak seçilmelidir. Ayrıca, kullanılacak SPD'nin faz sayısı (monofaze veya trifaze) da önemlidir.
3. Veri Hatları ve Kontrol Devreleri Koruması
Modern güneş enerjisi sistemleri, performans izleme, uzaktan kontrol ve veri iletişimi için çeşitli veri hatları ve kontrol devreleri kullanır (örneğin, RS485, Ethernet, sensör kabloları). Bu hatlar genellikle düşük gerilimli ve yüksek hassasiyetli elektronik bileşenler içerdiğinden, aşırı gerilimlere karşı oldukça savunmasızdır.
- Yerleşim: Veri hattı SPD'leri, korunacak ekipmanın (inverter, şarj kontrol cihazı, izleme cihazı vb.) veri giriş/çıkış portlarının hemen önüne monte edilir.
- SPD Tipi: Özel olarak veri hatları için tasarlanmış SPD'ler kullanılır. Bu SPD'ler, düşük gerilimlerde yüksek frekanslı sinyalleri etkilemeden aşırı gerilim darbelerini bastırmak üzere optimize edilmiştir.
- Seçim Kriterleri: Korunacak veri hattının tipine (Ethernet, RS485, telefon hattı vb.) ve veri transfer hızına uygun SPD seçilmelidir.
4. Topraklama Sisteminin Rolü
Aşırı gerilim korumasının en temel ve vazgeçilmez unsuru, iyi tasarlanmış ve düşük empedanslı bir topraklama sistemidir. SPD'ler, aşırı akımı güvenli bir şekilde toprağa deşarj etmek için bir yol sağlar. Eğer topraklama sistemi yetersizse, SPD'ler görevlerini yerine getiremez ve aşırı gerilim yine de ekipmanlara zarar verebilir.
- Düşük Empedans: Topraklama sisteminin empedansı mümkün olduğunca düşük olmalıdır (genellikle 10 Ohm'un altında, ideal olarak 5 Ohm'un altında). Bu, aşırı akımın hızla ve güvenli bir şekilde toprağa akmasını sağlar.
- Eş Potansiyel Baralama: Tüm metalik yapılar (panel çerçeveleri, montaj sistemleri, inverter kasası vb.) ve koruma toprak hatları, ana topraklama barasına eş potansiyel olarak bağlanmalıdır. Bu, gerilim farklarının oluşmasını ve tehlikeli kıvılcımların atlamasını engeller.
- Kısa ve Düz Bağlantılar: SPD'lerden topraklama barasına giden bağlantı kabloları mümkün olduğunca kısa ve düz olmalıdır. Köşeler ve uzun kablolar, darbe empedansını artırarak koruma etkinliğini düşürür.
SOLANKA olarak, güneş enerjisi sistemlerinin projelendirilmesinde topraklama ve aşırı gerilim korumasını bir bütün olarak ele almaktayız. Uzman ekiplerimiz, sahanın özelliklerine ve sistemin büyüklüğüne göre en uygun koruma stratejilerini belirleyerek, yatırımınızın güvenliğini maksimize eder.
Doğru Aşırı Gerilim Koruma Çözümünü Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Güneş enerjisi sistemleri için doğru aşırı gerilim koruma çözümünü seçmek, sistemin verimliliği, güvenilirliği ve güvenliği açısından kritik bir karardır. Bu seçim süreci, birçok faktörün dikkatlice değerlendirilmesini gerektirir. SOLANKA olarak, müşterilerimize bu süreçte rehberlik ederek en uygun ve maliyet-etkin çözümleri sunmayı hedefliyoruz.
Aşağıda, doğru aşırı gerilim koruma çözümünü seçerken göz önünde bulundurulması gereken temel faktörler sıralanmıştır:
- Sistem Büyüklüğü ve Konumu:
- Sistem Gücü ve Gerilimi: Büyük sistemler (megawatt seviyesinde) daha karmaşık ve kademeli koruma gerektirirken, küçük ev sistemleri (kilowatt seviyesinde) daha basit çözümlerle korunabilir. DC tarafı koruması için sistemin maksimum açık devre gerilimi (Voc) ve AC tarafı için şebeke gerilimi, SPD seçiminde belirleyici faktörlerdir. SOLANKA'nın ürün yelpazesindeki güneş panelleri ve inverterler farklı güç ve gerilim seviyeleri için optimize edilmiştir.
- Coğrafi Konum ve Yıldırım Yoğunluğu: Bölgenin yıldırım düşme sıklığı ve yoğunluğu (keraunik seviye) SPD tipini ve sayısını belirlemede önemlidir. Yüksek yıldırım riski olan bölgelerde Tip 1 veya Tip 1+2 kombine SPD'ler zorunlu hale gelirken, düşük riskli bölgelerde Tip 2 SPD'ler yeterli olabilir.
- Montaj Yeri (Çatı/Arazi): Çatı üstü sistemler genellikle doğrudan yıldırım düşmesine daha az maruz kalırken (bina tarafından korunma), arazi tipi sistemler veya yüksek yapılardaki sistemler daha fazla risk altındadır.
- Kullanılan Ekipman Tipi ve Hassasiyeti:
- İnverter Tipi: String inverterler, merkezi inverterler veya mikro inverterler farklı koruma stratejileri gerektirebilir. Bazı modern inverterler dahili SPD'lere sahip olabilir, ancak bu dahili korumanın yeterliliği dış etkenlere göre değerlendirilmelidir.
- Akü Tipi: LiFePO4 ve Jel Aküler gibi depolama sistemleri ve bunları yöneten MPPT şarj kontrol cihazları, dolaylı aşırı gerilimlerden etkilenebilir. Bu bileşenlerin korunması da ihmal edilmemelidir.
- İzleme ve Kontrol Sistemleri: SCADA sistemleri, veri kaydediciler, haberleşme modülleri gibi hassas elektronik cihazlar için veri hattı SPD'leri gereklidir.
- Uluslararası Standartlar ve Sertifikalar:
- Seçilen SPD'lerin IEC 61643 serisi (özellikle IEC 61643-11 ve IEC 61643-31) gibi ilgili uluslararası standartlara ve yerel yönetmeliklere uygun olması, ürünün kalitesi ve güvenilirliği açısından kritik öneme sahiptir. CE, VDE gibi sertifikalar, ürünün belirli testlerden geçtiğini ve güvenlik standartlarına uyduğunu gösterir.
- Montaj Kolaylığı ve Bakım Gereksinimleri:
- SPD'lerin kolayca monte edilebilir ve gerektiğinde değiştirilebilir olması önemlidir. Bazı SPD'ler
Yazar
SOLANKA
Enerji Çözümleri
Etiketler
İlgili Sayfalar
Bu içerikle ilişkili ürün ve çözüm sayfalarına doğrudan geçin.




